Cilt Hastalıkları : Güneş Yanıkları
Hayat kaynağı, ısı, ışık ve enerji kaynağı olan, bir zamanlar
adına tapınaklar yapılıp, kurbanlar verilen güneş, son 30-40 yıldır deri
üzerindeki olumsuz etkilerinin farkedilmesinden sonra, sakınılması gereken bir
güç olarak da gündemde yerini almıştır. Yönetici yıldızı güneş olan bir ''Aslan
Burcu'' erkeği olarak güneş hakkında olumsuz şeyler yazmak bana çok zor
gelmekle birlikte, görev sorumluluğum gerçekleri yazmamı emrediyor. Güneş
ışığının deri üzerindeki olumlu etkisi yok denecek kadar azdır. Bazı mikropları
öldürmesi, sedef hastalığı gibi bazı hastalıklara iyi gelmesi olumlu
etkilerindendir. Fakat en yararlı ve en etkileyici yanı sıcak ve aydınlık
yüzüyle verdiği moral etkisi ve çevremize ne kadar iyi yandığımızı ve
tatilimizi nerelerde geçirdiğimizi göstererek hava atma olanağı sağlamasıdır.
Oysa 1950'li yıllara kadar yanık ten yalnız güneş altında çalışanlarda (inşaat
işçisi, çiftçi, balıkçı vb.) görülür ve pek makbul sayılmazdı. Yüz ve kolların
alt kısım veya atletin dışında kalan alanlarda yanık ''amele yanığı'', sol
kolda yerleşeni ''şoför yanığı'', yüz ve el sırtlarında yerleşen ''çiftçi
yanığı'' diye adlandırılırdı.
Yanık ten modasından on yıllar sonra zararlı etkiler daha çok ortaya cıkmış ve
anlaşılmaya başlanmıştır.
Güneş ışığının içerisindeki Ultraviyole (morötesi) bölümü deri üzerindeki
zararlı etkilerin sorumlusudur. Başlangıçta tüm zararlı etkilerden Ultraviyole
B (UVB) Ônin bir sorumlu tutulmuşsa da son zamanlarda UVA'nın da daha düşük
güçte olmakla birlikte aynı zararlı etkilere sahip olduğu farkedilmiştir. Bu
etkiler beyaz ırk için geçerlidir ve ten rengi açıldıkça zarar oranı artar.
Uzun yıllar güneş ışığı altında kalındığında, alınan toplam doza bağlı olarak
deride hasar oluşur, incelme, yer yer lekelenmeler görülür ve daha sonra deri
kanseri oluşur. Bunlar en çok yüz ve dudakta görülür. Aralıklı ve yüksek
dozlarda, ani güneş yanıkları ise (özellikle çocukluk yaşlarında daha çok
etkilidir) bir başka deri kanserine zemin hazırlar. Deride leke ve ben oluşumu
ile bu benlerin bir kısmının kanserleşmesi de söz konusudur. Ayrıca uzun
süreli, yüksek doz güneş ışığı, vücudun bağışıklık sistemini de zayıflatır.
Fakat, hepsinden daha önemlisi derinin erken yaşlanmasına yol açar. Deri, ince,
gevşek, mat, buruşuk, kırış kırış, lekeli ve çabuk zedelenir bir durum alır ki
bu dayanılası bir durum değildir.
Güneşin Zararlarından Korunmanın Yolları ve Bilinmesi gereken ilkeler :
1. Korunma ne kadar erken başlarsa o kadar yararlı olur.
2. Kızarma, su toplama, soyulmalara neden olacak yanıklara hiçbir zaman yol
açılmamalıdır.
3. Kuru ve sık dokulu giysiler iyi koruyucudur.
4. Bulutlu havalarda, gölgede, şemsiye veya saçak altında güneş ışınlarının
%50'sinden fazlası süzülür, yansır ve yine zararlı etkilerini yaparlar.
5. Yüksek yerlerde, denizde, kumda, karada etkilenme daha fazladır.
6. Yüz ve eller için güneşten korunma yalnız tatilde, plajda değil, gündelik
yaşamda, sokağa çıkılırken de yapılmalıdır.
7. Güneşin dik olduğu saatlerde güneş altında mayo ile kalınmamalıdır. Bu
saatler, gün ortasının 2 saat öncesi ve sonrası olarak kabul edilir, fakat
bölgelere gore değişebilir. Pratik olarak saat 11 ile 15 arası sakınılması
uygun olur.
Güneşten korunmak için krem veya losyon şeklindeki koruyucu ürünler kullanılır. Bunlar, koruma güçlerine göre derecelendirilir ve bu derecelerin adı ''güneşten korunma faktörü''dür (Sun Protecting Factor = SPF) 1'den 100'e kadar değişik güçte koruma faktörlü ürünler bulunmaktadır. Kullanımda önemli olan nokta, ışığın altına çıkılmadan 20-30 dakika önce koruyucunun sürülmesi ve en az 3 saatte bir yenilenmesidir. Yeni ürünler, belli ölçülerde suya dayanıklı olmakla birlikte, denizde çok uzun süre kalındığında da yenilenmesinde yarar vardır.