Vitaminler ve mineraller eksikliklerini giderin :
Yukarıdaki önlemleri almışsa akneli hastanın ilave vitamin ve mineral almak çok
gerekli değildir. Fakat iyileşmeyi daha hızlı düzeltmek için birkaç ay aşağıdaki
vitamin ve mineraller kullanılabilir.
-
B6 vitamini: 50-100mg/gün (Örneğin Benexol® 1 tab)
-
Çinko: 15-30 mg/gün (Örneğin Zinco® ya da Nutri-Zinc® 1-2
ölçek).
-
E vitamini: 400 IU.
-
C vitamini: 200-2000 mg
-
A vitamini ya da beta karoten: 5,
000-25,000 Ü
ACE-Selenyum®’da
A, C ve E vitaminleri ve antioksidan olan selenyum bulunmaktadır; günde 1 ya da
2 kapsül alın.
Carlson ACES-Zn’de A, C ve E vitaminleri ile çinko ve selenyum bulunmaktadır;
günde 1 ya da 2 kapsül alın.
Bağırsak floranızı (yararlı
mikropları) düzeltin :
Floranın
bozularak bağırsak geçirgenliğinde meydana gelen artışın sadece bağırsakta değil
bağırsak dışı birçok organda da iltihabi hastalıklara yol açtığı
düşünülmektedir.
Probiyotiklerden zengin bir diyetin iltihap bulgularını hafiflettiği
gözlenmiştir.
Un ve
şekerden fakir, sebze, meyve, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir
diyet bağırsak florasının koruyuculuğunu artırır.
Fermantasyon ürünleri (kefir, turşu, yoğurt, peynir, şarap, boza, sirke, tuzlama
yiyecekler, bira mayası) bağırsak florasında bulunan probiyotikleri artırırlar.
Pastörizasyon ve UHT teknolojisi gıdalardaki probiyotikleri büyük ölçüde tahrip
eder.
Probiyotiklerden
en zengin gıda olan kefiri evde kendiniz yapın ve günde en az yarım litre kadar
tüketin.
Kan D
vitamini düzeylerinizi düzeltiniz :
Dünya nüfusunun belki de yarısında gizli veya aşikar D vitamini yetersizliği
mevcuttur. Örneğin Türkiyedeki kadınların yaklaşık dörtte üçünde D vitamini
yetersizliği vardır. D vitamininin çok iyi bilinmeyen bir özelliği de iltihap
giderici olmasıdır. Klasik cildiye kitaplarında bile yaz mevsiminde aknelerin
şiddetinin azaldığı tarif edilmektedir.
Yeterli D
vitamini düzeyine sahip olmak için günde en az yarım saat güneşe maruz kalın (D
vitamini ile ilgili dosyalarımıza bakınız). Yeterli güneşlenemiyorsanız,
özellikle kış aylarında D vitamini alınız. Optimal dozu alabilmek için kan D
vitamini düzeylerinizi ölçtürün (25-hidroksi D vitamini; 1, 25-dihidroksi D
vitamini değil!). Doktorunuzun kontrolü altında uygun dozda D vitamini alın. Kan
D vitamini düzeylerinizi 40-120 ng/mL arasında tutunuz (üst sınıra yakın olması
daha iyi, 100 ng/mL gibi.
Omega-3/omega-6 yağ dengesini düzelterek iltihap maddelerini
azaltın :
Akne
oluşumundaki temel mekanizmalardan biri de iltihap maddelerinin
artmasıdır.
Diyetteki
omega-6’ların aşırı artması vücuttaki iltihap maddelerini artırır.
Diyetteki
omega-3’ler ise iltihap giderici etkisi ile aşırı omega-6 alımına bağlı
olumsuzlukları azaltır.
Akne
tedavisinde kullanılan steroid ve steroid dışı iltihap karşıtları ve lökotirien
inhibitörleri omega-6’ya bağlı ilthap maddelerini ortadan kaldırmaya çalışır. Bu
ilaçların kısa vadede bazı olumlu etkileri varsa da uzun vadede bir yığın yan
etkilere yol açar. Bazen bu yan etkiler hastalığın kendisinden daha ağır da
olabilir.
Omega3/Omega-6 oranı nasıl düzeltilebilir?
·
Margarin ve
sıcak preslenmiş poliansatüre (çoklu doymamış) yağlar (ayçiçek, mısır, soya)
yenilmemelidir.
·
Katı yağ olarak
tereyağ, iç yağı ve kuyruk yağı, sıvı yağ olarak sızma zeytinyağı
kullanılmalıdır.
·
Sıcak preslenmiş
monoansatüre (tekli doymamış) yağlar (gerçek! fındık yağı, riviera tipi
zeytinyağı) ise ikinci seçenektir.
·
Keten tohumu
ve/veya balık yağı kullanın
Balık yağı preparatları :
Enflamatuvar hastalıklarda antienflamatuvar(iltihap giderici) etkiyi elde etmek
için günde 1000-3000 mg aktif balık yağı (DEHA+EPA) alınmalıdır aksi halde fazla
etkili olmaz (piyasada Carlson ®, Ocean®, Or-omega®, Marincap®, Seven Seas®,
gibi markalar var, yurt dışından daha ucuza da getirtebilirsiniz).
Bazı balık yağı (omega-3) preparatlarındaki aktif metabolit (EPA
+ DEHA) miktarları :
•
Seven
Seas-Cherry: 800 mg/1 ölçek
•
Seven
Seas-Pulse: 150 mg/1 kapsül
•
Marincap:
150 mg/ 1 kapsül
•
Ocean:
1315mg/1 ölçek (Portakallı, naneli, limonlu), 150 mg/1 kapsül
•
Carlson:
1600 mg/1 ölçek, 300 mg/1 kapsül
•
Oromega: 975
mg/1 ölçek, 300 mg/1 kapsül
Balık
yağı uygun yüksek dozlarda kullanıldığında romatizmal hastalıklarda kullanılan
ilaçların iltihap giderici etkilerine sahiptir. Üstelik nerdeyse hiçbir yan
etkileri yoktur. Ayrıca nedene yönelen bir tedavi şeklidir.
Bitkisel Omega-3 kaynakları :
Ketentohumu, ceviz ve yeşil yapraklılar (semizotu, dereotu vb) aktif omega-3
metabolitlerinin oluşumunu sağlayacak ön maddeyi (alfa-linolenik asit=ALA)
sağlarlar. Bunlar içinde en önemlisi keten tohumudur.
Keten
tohumu omega-3’den zengindir; fakat balıkyağına göre etkisi yaklaşık 10 kez
düşüktür. Fakat keten tohumu zayıf östrojen etkisi (yağ yapımını azaltır) ve
zengin lif, vitamin ve mineral içeriği ile akne için mükemmel bir takviyedir.
Antienflamatuar otlar ve baharatlar :
Aşağıdaki
bitkiler ve baharatlar da antioksidan ve iltihap giderici etkileri ile aknede
oldukça yararlıdırlar;
1 kase kefirin içine
(tercihen ekşi)
1 Çay kaşığı çekilmiş ısırgan tohumu
1 Çay kaşığı çekilmiş
siyah üzüm çekirdeği
1 Tatlı kaşığı zerdeçal
tozu
1 tatlı kaşığı çekilmiş
keten tohumu koyun
İnsülin direncinizi yenin :
Tedavinin
en önemli noktası budur. Eğer bunu yapmıyorsanız, diğer basamakları yaparak şifa
olmanız mümkün değildir.
İnsülin
direnci çocuk ve erişkin nüfus arasında çok yaygın görülen bir metabolik
bozukluktur. İleri aşaması olan metabolik sendromun Türkiye’de erişkinler
arasındaki oranı %50’lere yaklaşmaktadır; bu hızla giderse oran %50’lerin çok
üzerine çıkacaktır.
İnsülin
direncinin temel nedeni şekeri hızlı emilen (glisemik endeksi yüksek) gıdaların
aşırı yenilmesidir. Açlık sırasında insülin değerleriniz 5 ünitenin üzerine
çıkar.
İnsülin
direncini kırmanın akne üzerine etkileri
İnsülin
direncini kırarak akne mekanizmalarının nerdeyse tamamını kontrol altına
alabilir hatta tamamen yok edebilirsiniz. Kan insülin düzeyinin azalması ile;
Kıl
foliküllerindeki yağ yapımını azalır.
Artan
androjenler (erkeklik hormonları) normal düzeylere iner.
İltihap
(enflamasyon) azalır.
Enfeksiyon (mikrop kapma) azalır (endirekt etki).
İnsülin
direncinizi yenmek için taş devri diyeti gibi bir diyet yapınız.
Un, şeker
ve bunlardan yapılan mâmüllerin tüketimini mümkün olduğunca azaltın, hatta hiç
yemeyin.
Mümkün
olduğu kadar doğal beslenmiş olan hayvanların et, süt ve yumurtasını yiyin.
Yediğiniz
yiyeceklerin en az yarısı çiğ olsun.
Paketlenmiş gıdaları yemeyin.
Her türlü
mevsim sebze ve meyvesi (fazla tatlı olmayanlar) taze olarak yiyin.
Böyle bir
diyet sadece sivilcelerinizi yok etmekle kalmayacak sizi olabilecek kanser,
kemik erimesi, koroner kalp hastalığı, romatizma, depresyon vb hemen hemen bütün
müzmin hastalıklardan da koruyacaktır.
Hafif şiddette akne tedavisi :
Tretinoin ve /veya antibiyotik merhem.
Orta şiddette akne tedavisi :
Tretinoin ve sistemik antibiyotik hapları.
Ağır şiddette akne tedavisi :
Tretinoin + sistemik antibiyotik hapları +
Antienflamatuar (iltihap önleyici) ilaçlar + Antiandrojenler ya da östrojen
preperatları.
Klasik akne tedavi şekilleri esas nedene
yönelik olmadığı için başarısızdır ya da ancak geçici bir süre başarılı
olabilir.
Akne , derimizde bulunan kıl folikülündeki
(kese) yağ bezlerinin bir hastalığıdır. Normalde, bu bezlerin salgıladığı yağın
deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak ergenlik döneminde yağ bezi daha
fazla yağ salgılar. Bu yağ normal olarak bir kanal ile deri yüzeyine geçer.
Aknede bu kanal aşırı yağ birikimi ve dökülmüş keratin hücreleri (keratonosit)
ile tıkanır. Aknenin temel nedeni bu tıkanmadır.
Bu madde birikimi nedeni ile
Propionibacterium acnes adlı
normal deride bulunan bir oksijensiz (anaerob) bir bakteri burada üremeye ya da
koloni yapmaya başlar. Bu bakteriler, yağ
bezlerinin tıkalı olan kanallarından içeri girerek hem varlıklarıyla hem de
ortaya çıkardıkları bir takım kimyasal maddeler nedeniyle tıkanmış olan yağ
bezinde bir iltihaba (enflamasyon) yol açarlar.
İltihabi olmayan yağ tıkaçlarına
komedon
adı verilir. Komedon deri yüzeyinde açık (siyah
başlı) ya da kapalı (beyaz
başlı) olabilir.
İltihabi akneler
kabartı (papül), sivilce (püstül), yumru (nodül) ve kese (kist)
şeklinde olabilir.
P. acnesin
salgıladığı lipaz trigliseritleri parçalayarak serbest yağ asitlerini açığa
çıkartır. Bu yağ asitleri folikül duvarını tahriş ederek papüle yol açar.
Folikül P. acnes
enfeksiyonla iltihaplanırsa sivilce (püstül) oluşur. Foliküller sıkılır ve
kaşınarak yırtılırsa nodül ve kist oluşur.
Akne Oluşumunun Evreleri :
Aknenin 5 majör patogenetik faktörün
karşılıklı etkileşimine bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir.
1. Kıl folikülü içindeki keratin
hücrelerinin üretiminin artması.
2. Kıl folikülü kanalındaki korneositlerin
tam olarak ayrılamaması (programlı hücre ölümünün azalması ve kıl yağ bezlerinin
tıkanmasına bağlı)
3. Erkek hormonlarına (androjenler) bağlı
yağ (sebum) yapımında artış.
4. Siyah başların (komedon) içinde
Propionibacterium acnes adlı bakterinin aşırı üremesi.
5. Komedonun içinde ve çevresinde iltihap.
Kapalı mikrokomedonların oluşumundaki kritik
basamak kıl folikülü kanallarının korneositler (keratin hücreleri, keratonosit)
tarafından tıkanmasıdır. (korneositler bazal keratonisitlerin farklılaşması
sonucu oluşur). Bu keratonositler kıl folikülü kanallarını ağzını tıkarlar.
Çünkü birbirlerine yapışıktırlar ve dökülürken normalde olduğu gibi birbirinden
ayrılmazlar.
Korneositlerin programlı hücre ölümlerinin
bozulması ya da gecikmesi aknenin başlangıç lezyonu olan mikrokomedonun
oluşumunu sağlayan temel mekanizmadır.
Akne ( Sivilce) derideki yağ bezlerinin, erkeklik hormonu
( Androjen ) tarafından uyarılması ile oluşan, içi cerahat dolu veya siyah
noktalar ihtiva eden, nadiren nedbe dokusu ile iz bırakarak iyileşen bir deri
hastalığıdır.
Görülme sıkılığı :
Adolesanların yaklaşık % 100'ü az ya da çok derecede etkilenir ancak, sadece %
15'i doktora başvurur.
Erkek = Kadın ( erkeklerde daha ağır seyretme eğilimi vardır. )
BELİRTİ VE BULGULAR :
Kapalı komedonlar ( beyaz noktalar )
Açık komedonlar ( siyah noktalar )
Kızarıklık ve ödemin eşlik ettiği ya da etmediği püstüller ( kistler )
Nedbe dokuları
Lezyonlar, alın, yanak ve burun üzerinde ortaya çıkar ancak sırt ve göğüs
ortasına kadar yayılabilir.
NEDENLERİ :
Erkeklik hormonu yağ bezlerinin ucunun siyah noktalarla tıkanmasına yol açan
keratin döngüsünü uyarırlar. Yağ bezlerinin ürettiği peynirsi madde (sebum)
tıkaçın ardında birikmeye başlar. Bakteri varlığında, biriken muhteva
iltihaplanarak sivilce oluşur.
RİSK FAKTÖRLERİ :
Ergenlik çağına giriş.
Erkek
Bazı ilaçlar ( doğum kontrol hapları, iodidler, bromidler, lityum, fenitoinler,
kortizon )
Temizleyici kremler, nemlendiriciler, yağlı fondötenleri içeren birtakım
yağlı kozmetikler.
Deri yüzeyinin herhangi bir şekilde kapatılması.
Sıcak, nemli iklimler
TEDAVİ :
GENEL ÖNLEMLER :
Siyah noktalarla tıkanmış alanların boşaltılması.
Temizleme - yumuşak bir sabunla günde birkaç defa hafifçe yıkamak yüzeyel
yağlanmayı kontrol edecektir. Daha sık yıkanması deriyi tahriş eder.
Yağsız güneş koruyucuları - bazı tedavi olmayan vakalarda ultraviole ışınları
ile bir miktar iyileşme sağlanmakla birlikte, tedavide kullanılan ilaçlar
Ultraviole ile ters etkileşim gösterir. Uzun dönem Ultraviole ye maruz kalmak
kalıcı deri hasarına neden olur.
DİYET :
İyi beslenmeye yönelik öneriler
Akneyi ( Sivilceleri ) iyileştirebilen özel bir diyet tarif edilmemiştir.
Çikolata ve yağlı yiyecekler akneyi ( Sivilceleri ) artırmazlar.
HASTANIN EĞİTİLMESİ :
Hastanın aknenin kesin bir tedavisinin olmadığını, tedavilerin sadece
hastalığı ve lezyonları kontrol altına almak için yapıldığını bilmesi
önemlidir.
Tüm tedavi şekillerinde etkinin ortaya çıkması en az 4 hafta sürer.
Topikal ajanlar yüzün kızarmasına ve kurumasına sebep olurlar, bu yüzden bir
çok kişinin bu ilaçların kullanımına devam etme konusunda teşvik edilmesi
gerekir.
TERCİH EDİLEN İLAÇLAR :
Özellikle haifi derecedeki sivilcelerde deriye uygulanan krem ve losyonlar en
iyisidir.
Benzoyl peroxide % 5 kuru cilde gece yatarken sürülür.
Retinoik asid % 0,025 oranlarındaki konsantrasyonlardan başlayarak gece
yatarken kuru cilde sürülür. Jel formu da (Retinojel % 0,025, % 0.05)0 vardır
ve oldukça kurutucudur. Başlangıç aşamasında lezyonların artmasına neden olur.
Kislik lezyonlara eritromisin yada Klindamisin % 2 solüsyon uygulanması
Tetrasıklin 250 mg günde dört defa 7-10 gün kullanılması ve dozun en düşük
etkin doza kadar azaltılması.
BEKLENEN GELİŞME VE PROGNOZ :
Zaman içinde yavaş yavaş iyileşme meydana gelmesi
GEBELİK :
Akne lezyonlarında remisyon ya da artışa sebep olabilir.
DİĞER NOTLAR :
Akne ( Sivilce ), genellikle hasta için, doktora ifade ettiğinden daha ciddi
bir sorundur.
Akne ( Sivilce ) zamanla geriler.
Halk arasinda ''Gidişik'' adı verilen hastalık, yalnız insanlarda
yaşayabilen ve gözle görülmeyen böceklerde bulaşan, çok kaşıntılı bir
hastalıktır.
İnsandan insana; aynı yatakta yatmak gibi uzun süreli temasla veya çarşaf,
çamaşır gibi ortak kullanılabilen eşyalarla bulaşabilir. İlk kez uyuz olanlarda
kaşıntı 20 - 30 gün sonra, daha önce geçirenlerde ise çok kısa sürede ortaya
çıkar.
Kaşıntının şiddeti, yaygınlığı, gece artması ve ailesel özelliği çok tipiktir.
El parmak araları, dirsekler, karın, kalça, cinsel organlar, memeler en çok
yerleştiği bölgelerdir. Yoğun kaşıntı izleri ve az sayıda böceğin kazdığı
tüneller görelbilir.
Aşırı kaşıntı, mikrop kapmalara veya egzama gelişimine neden olabilir.
Bebeklerde ve bağışıklık sistemi zayıf olan kimselerde, normalde tutmadığı
saçlı deri, avuç içi, ayak tabanı gibi alanlarda yerleşerek, daha şiddetli
olabilir. Her insanda hastalığa yakalanma olasılığı aynıdır; fakat, aynı ev
içerisinde çok sayıda insanın yaşadığı, yatılı misafirliğin sık olduğu
kesimlerde yayılma daha hızlı olur. Tedavisi çok zor olmasa da uğraştırıcıdır
ve titiz bir uygulama gerektirir.
Birinci ilke; bir kişinin hasta olduğu bir evde herkesin tedavi olması,
ikincisi ise bulaşma kaynaklarının dezenfeksiyonudur. Çamaşır ve çarşaflar
kaynatılabilir, kaynatılamayan eşyalar, kızgın ütüyle ütülenebilir veya bir
hafta insandan uzak kalacak şekilde, metal veya plastik bir kapta saklanarak;
insan dışında uzun süre yaşayamayan böceklerin ölmesi sağlanır. Uzun
araştırmalara karşın uyuzun iğne veya hap şeklinde, yaygın deyişle ''içten
kesecek'' bir tedavisi bulunamamıştır. Bu nedenle deriye sürülerek böcekleri
öldüren ilaçlar kullanılır. Uygulamada en önemli nokta, böceğin sevmediği baş
ve yüz dışında, ilaçların tüm vücuda önerilen aralıklarla sürülmesi ve tedavi süresi
içinde bölgenin, ilaçsız kalmamasıdır. Bu süre, ilaçlara göre 12 - 72 saat
olabilir. Önemli olan, erken dönemde doktora başvurup; hastalığı, çevreye
yayılmadan ve başka sorunlara neden olmadan denetim altına alabilmektir.
Uçuk, virüslerin etkisiyle oluşan, kızarık bir zeminde minik su
kabarcıkları şeklinde kendini gösteren, halk arasında çok iyi tanınan bir
hastalıktır. Halk arasında tanınmak bir yana hangi nedenle ortaya çıktığı
konusunda dahi yorumlar hemen yapılır: ''Kötü bir rüya görmüşsündür.'',
''Korktun mu?'', ''Güneşte çok kalmayaydın.'', veya ''Kız, yine malum zamanın
mı?'' gibi. Bu yorumlarda kısmen gerçek payı da vardır. Genellikle bebeklik
yaşında bulaşan virüsler, vücutta yerleşir ve direncin düştüğü uygun zamanları
kollarlar.
Yukarıdaki örneklerin hepsi geçerli olmasa da, organizmanın direncini düşüren
ateşli hastalık, aşırı yorgunluk, aşı sonrası, stres vb. durumlarda hastalık
halinde karşımıza çıkar. Genellikle ilk bulaşmada belirti olmaz, ancak yüz
kişide bir ilk bulaşma belirtileri görülür, çok şiddetli ve uzun sürelidirler.
Yineleyen uçuklarda yineleme sıklığı, kişilere göre değişir. Bazılarında yılda
bir - iki kez çıkarken bazılarında ayda bir - iki kez olabilir. En sık ağız
kenarında görülmekle birlikte ağız içinden, parmak ucuna kadar her yerde
görülebilir. Tedavi edilmezse beş ila yedi günde kendiliğinden geçer, fakat
kaşıntı ve sızlama yaparak rahatsız edebilir. Genellikle seyrek görüldüğünde,
yalnızca belirti varken yerel ilaçlar uygulamak yeterli olur. Şiddetli ve sık
yineleyen şekillerde ise yerel tedavi yetmeyebilir ve ağız yollu ilaçlar da
eklenir. Çıkışını önlemek ise olanaksız gibidir, ancak aylarca ilaç
kullanılarak baskılanabilir ve sıklığı azaltılabilir. Basit uçuk hastalığının
bir de kırmızı noktalı tipi vardır. Cinsel ilişkiyle bulaşan ve doğal olarak
cinsel organlarda görülen bu tipte (Herpes Genitalis) genel özellikler,
diğerine çok benzer. Bu tip uçuk, AIDS'in zuhurundan önce en çok dedikodusu
yapılan ve ayrılıklara neden olan zührevi hastalık olma özelliğini
taşımaktaydı. Bugün ise sıradan bir hastalık durumuna düşmüştür. Tedavi de
benzer şekilde yapılır ve benzer şekilde etkisi zayıftır. Bu nedenle korunma
ön planda gelir.